fbpx

Prof. Dr. Haluk Selvi: Ermeni diasporası salgına rağmen Türkiye karşıtı eylemleri sürdürüyor

Prof. Dr. Haluk Selvi: Ermeni diasporası salgına rağmen Türkiye karşıtı eylemleri sürdürüyor

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Selvi ve Tarihçi Patrick Walsh, 1915 Ermeni iddiaları hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Selvi, 1915 Ermeni iddialarının Türkiye’nin karşısına çıkarılması ve siyasi baskı unsuru olarak kullanılmasında iki önemli merkez olduğunu belirterek, “Bunlardan ilki, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan, yaklaşık dört milyon Ermeni’yi temsil eden Ermeni Diaspora örgütleri, İkincisi ise 1918 yılında kurulan ve günümüzde nüfusu üç milyon olan, siyasi ve iktisadi sorunlarla boğuşan Ermenistan Cumhuriyeti’dir.” diye konuştu.

Dünyanın dört bir yanına dağılan Ermeniler için, sözde “Soykırım Ruhu”nun bir varlık sebebi olduğuna dikkati çeken Selvi, “Yaşadıkları toplumda Ermeni olduklarını unutmamak için kullandıkları ve her 24 Nisan’da sözde soykırımı anma günlerinde bir araya gelmenin, onlar için dilini, kültürünü ve dinini korumanın bir aracı olduğunu” söyledi.

Dünya çapındaki yeni tip koronavirüs salgınına rağmen bu yöndeki eylemlerin devam ettiğine değinen Selvi, “Bütün dünyanın büyük bir salgınla uğraştığı bir dönemde Ermeni diasporası Türk düşmanlığından ve Türkiye karşıtı eylemlerinden vazgeçmiyor” diye konuştu.

Ermenistan’ın, hem iç politikada hem de dış politikada 1915 olaylarını ve mağdur edilmiş bir millet pozisyonunu çok iyi ve yoğun kullandığını dile getiren Selvi, “Ermenistan’da hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin onun için ana hareket noktası, 1915 olaylarını dünya kamuoyunda dile getirmeye devam etmek ve Türkiye üzerindeki iddiaları gerçekleştirmek için aktif siyaset izlemektir.” dedi.

Selvi, Türk tezinin bu olayların araştırılmasının tarihçilere bırakılması yönünde olduğunu belirtti. Yaşanan olayların soykırım olduğuna dair hiçbir tarihi vesika ya da delil gösterilemediğine dikkati çeken Selvi, arşiv vesikalarının Türklerin masumiyetini ortaya koyduğunu, bu sebeple Türk arşivlerinin bütün dünyaya açık olduğunu ifade etti.

Selvi, Türk-Ermeni ortak tarih komisyonu kurulmasıyla ilgili de bu tür teşebbüslerin geçen 20 yıl içerisinde birkaç kez denendiğini belirterek, “Türk ve Ermeni tarafından tarihçiler ve siyasetçiler tarihi olayları, özellikle 1915 olaylarını görüşmek üzere bir araya gelse de geçimlerini “soykırım ticaretinden” sağlayan Ermeni komiteleri ve Avrupalı siyasetçiler tarafından bu çabaların boşa çıkarıldığını” ifade etti.

“Maalesef Ermeni kimliği tek bir meseleye indirgenmiş oldu”

Walsh ise Ermenilerin soykırım kampanyasının Ermenilerin zengin kültürel mirasını bir saplantıya sabitlediğini ifade ederek, “Maalesef Ermeni kimliği tek bir meseleye indirgenmiş oldu.” dedi.

Aslında, 1918’de Taşnakların Ermeni hakları için elde edilmesi asla mümkün olmayan gülünç taleplerinin her şeyi yansıttığını söyleyen Walsh, “Ya hep ya hiç dediler’ ve sonunda hiçbir şey elde edemediler. Bu ahmaklıktan hiçbir şey öğrenilmemiş gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.

Ermeni diasporasının soykırım kampanyasının ardındaki itici güç olduğunu belirten Walsh, Ermenilerin aslında son 3 kuşağının ABD’de ikamet etmesi ve İngilizceyi çok etkin kullanabilmesi gibi çok büyük bir avantaja sahip olduğuna dikkati çekti.

Walsh, lobi ve çıkar gruplarının ABD politikasının temelini oluşturduğunu, aynı zamanda ABD’nin hem demokrasisini zayıflatan hem de sistemini işlevsiz hale getiren unsurlar olduğunu ifade etti.

ABD sistemini gerçekten çeviren şeyin para olduğunu söyleyen Walsh, Ermenilerin davaları için nüfuz satın alma adına harcama yapmaktan korkmadıklarını belirterek, “ABD’deki Ermeni lobisi olmasaydı Ermeniler güçsüz olurdu. Erivan’ın tek başına Türkiye’ye zarar verecek gücü ve onlarla baş edebilecek entelektüel sermayesi yok.” dedi.

Eğer Ermeniler arşivlerini açmıyorsa bir şeyler saklıyor olduklarından şüphelenileceğini belirten Walsh, arşivlerinde mevcut pozisyonlarını destekleyecek materyal bulunsa arşivleri herkese açacaklarına değindi.

Walsh, Ermeni lobisinin davasını zayıflatan çok sayıda Taşnak yazısı olduğunu ifade ederek “Pastırmacıyan’ın yazıları buna iyi bir örnektir. Açıkçası, Taşnak liderler tarafından yazılan bu yazılar soykırım davasının zayıflığının en büyük göstergesidir.” diye konuştu.

Ermeni davasının elde ettiği başarının duygusal başarı olduğunu söyleyerek Walsh, bu davanın tarihi araştırmalarla desteklenebilecek durumda olmadığını belirtti.

Walsh, şunları kaydetti:

“Ermeni lobisi, Türkiye ile tarihle ilgili tartışmalara girmeyecektir. Türklerin davası ve tezleri tarihsel açıdan çok güçlüdür ve herhangi bir deneyime sahip tüm devlet adamları bunu bilir. Davaları, hakim ve jüriye özel yetki talep eden ve savunma argümanına katılmayı reddeden bir mahkemedeki savcının davası gibi tasarlanmıştır. Umutları şudur; akıllı kelimelerin kullanımı, duygulara hitap edilmesi, Batı’daki suçluluk duygularının manipülasyonu, yarı gerçeklerin sürekli iddiası ve bağlam dışı bir anlatı ile günün sonunda kazanmaktır.”



Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.